Folklorumuz
GİYİM / KUŞAM
Cumhuriyet dönemine kadar yöredeki en dikkat çeken erkek giysisi, yerli yünden köy tezgahlarında dokunan ve şal adı verilen kaba kumaştan dikilmiş şalvar ve çuha idi.Paçaları aşağıya doğru daralan yan dikişleri siyah ve koyu lacivert kaytanlar geçirilen bu şalların bel kısımları sıkılırdı.Ceket yerine giyilen cepken biçimindeki uzun kollu çuhanın göğüs kısımlarının iki yanında cepleri vardır.Bu ceplere , içinde görünecek şekilde fişeklik için dikilmiş parçalar dikilirdi.Başlarında kabalak denilen başlıklar vardı.
Kadınlar ise fistan ve üstüne sıkma yelek giyerlerdi. Bellerine kuşak ve peştamal sarar,başlarına tepesi düz fes,bunun üstüne renkli yazma , en üstüne de beyaz uzun bir örtü (leçek) örterlerdi. Fesin altına Mahmudiye olarak adlandırılan para takarlardı. Yazma üzerine alından tüm şerit halinde dolanan poşu takılırdı.Ayaklarına yünden örülmüş çorap, çapula ve yemeni adı verilen ayakkabılar giyilirdi. HALKOYUNLARI Artvin , dik yamaçlı dağlarla çevrili , derin vadilerce uzanan , topraklarının büyük bir kısmının ormanlarla çevrili olduğu bir yöredir. Artvin’de doğa ile girişilen mücadele her zaman için zor olmuştur. Yöre insanı mücadeleci, çalışkan, içten bir karakter taşır. Bununla birlikte Artvin, stratejik konumu itibarı ile de kültür sirkülasyonunun yaşandığı bir ildir. Artvin Halk Oyunları , Karadeniz – Kafkas ve Doğu Anadolu’ya has özelliklerin harmanlanmış olduğu bir estetiğe sahiptir. Artvin yöresel oyunları kendi içerisinde ; sadece erkeklerin oynadığı sadece kadınların oynadığı ve beraberce oynanan oyunlar olarak sınıflandırılabilirler.Ezgi ve figür bakımından en zengin yörelerimizden biridir.
BELLİ BAŞLI HALK OYUNLARI:
Çalgı olarak akordeon,davul-zurna,tulum,kemençe ve mey kullanılmaktadır.
ESKİ DÜĞÜNLERİMİZ Düğünü en başından başlayarak anlatalım. ilk önce kız isteme faslı erkek tarafından büyükler giderek allahın emrini anarlar; bu tabiki birkaç defa tekrarlanır. Araya hatırlı adamlar konur. Kız evi naz evi derler ya ne ise kız tarafı tamam dedikten sonra söz şerbetleri içilir. Sonra nışan yapmak için bir gün kararlaştırılır. Nişan törenine erkek ve kız tarafının hatırlı dostları ve akrabalarını tain edilen güne davet ederler. Nışan töreninden iki gün önce nışanda yapılacak yemekler için erkek tarafından yemekte kulanılan tüm mazemeler gönderilir. Bu malzemeleri götüren kişi; gelinin babasından bahşiş alır. İki gün sonraki törene büyük bir telaşla hazırlanılır. Yemekler yapılır, nışan günü erkek tarafından makar denilen erkeğin akrabaları ve yakın dostları gelir. Bu kişiler hepsi erkek olmaktadır. Gelecek olan makar sayısını kız tarafı belirler ;örneğin 40 adam denir bunun üç beş aşağısı veya yukarısı olabilir. Bunlara göre yemekler ve kahveler hazırlanır. Gelen misafirler akşamdan geldikleri zaman kahveler ikram edilir, daha sonra akşam yemeği yenir. Yemekler yendikten sonra kız ve erkek tarafından büyükler seçilir bu büyükler yere diz çökerek ilk önce erkek tarafı Allah ‘ın emri peygamber efendimizin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyorum der ve arkasından kız tarafından seçilen büyük Allah ‘ın emri peygamberin kavli ile kızımızı oğlunuza verdik der bu olay tam üç kez tekrarlanır ve ayağı kalkarak ilk önce o iki kişi bir birlerine sarılırlar ve diğer ordaki insanlar birbirleri ile tekrardan tebrikleşirler ve kızın erkek kardeşi bir tabla getirir. Erkek tarafı getirdiği yüzükleri tablaya koyar ve geline götürülmesini ister ama erkek kardeş bir dener ve yüzükler kalkmıyor der bahşişsiz yüzükler kalkmaz, bahşiş istenilen miktara kadar yüzük tablası kalkmaz istenilen miktara ulaşıldığında yüzükler kalkıp geline götürülür gelinin parmağına takılır. Takıldıktan sonra yüzükleri götüren kişi geri gelerek müjdeyi verir müjde gelininiz yüzükleri kabul etti der ve damada müjde vermek için gidiyorum der. Eğer yakınsa müjdeyi getiren şahıs müjde için damadın yanına gider, yakın değilse damadın babası tarafından tekrar bir bahşiş daha alır. ve eğlence başlar bu eğlence eskiden tulum veya davul zurna ile olurdu. Eğlenildikten sonra o gece gelen makar kız evinde kalır sabah olduğu zaman kız tarafı kahvaltı ya bişi pişirir ve kahvaltı yapılır kahvaltı yapıldıktan sonra makar geline bahşiş verir. Bu bahşişi makar kendi aralarında önceden bahşişin ne kadar olacağını belirler, ve bahşiş toplanırken ilk önce gelinin kaynatasından alırlar. Tüm makar bahşişi verdikten sonra para sayılır bahşiş belirlenen mıktara ulaşmadıysa kız babası bu rakamı tamamlar. Bahşişler toplandıktan sonra gelinin yılarca emek verdiği yün çoraplar dağıtılır. Daha sonra gelini görmek isterler, gelinin başına bir kırmızı bir vala ile örtülür içeriye girer önce kayınpederine el selamı verir ve ortada durur kayın peder yanına gelerek yüzünü açar ve bahşişini verir. Bu bahşiş genelde altın olur. Gelin kayınpederin elini öper oda onun alnından öper ve yanına oturtur oradaki topluluktan izin isteyerek gelini geri gönderir. Gelin çıkarken geri geri çıkar tam kapının yanına geldiği zaman tekrar el selamı vererek dışarıya çıkar böylece nışan töreni biter. Nışanda kayınpeder bir gece daha kalır ve kayın validenin gideceği günü belirler bu gün belli olduktan sonra; erkeğin yakın akrabalarından oluşan kadın topluluğu gider, kız tarafından da kadınlar davet edilir.Erkek tarafından kadınlarla sadece bir erkek olur oda genelde kayınpederi olur. Kız evine gidilince kız tarafında toplanan kadınlar karşılamak için kapının önüne inerler içeriye davet edildikten sonra kahveler ikram edilir kahveler içildikten sonra iki bardağın içine şerbet konulur ve tabağı bardağın üstüne koyarak ters çevrilir bu şerbet kaynana ve görümceye veya eltisine verilir, eğer bu ters çevrili bardağı dökmeden çevirirse bahşiş vermez çeviremezse şerbetin bahşişini vermek zorundadır şerbet faslı geçtikten sonra gelin istenilir gelini kız kardeşi kolundan tutarak ve yine başına kırmızı bir vala ile getirir. Gelin içeriye girdiği zaman gelinin ayağının altına üç veya dört metre kumaş serer gelini yanına alır kelin kaynananın oturduğu yere gelince el selamı verir eğer kaynana izin verirse kaynanasının yanına oturur. Birkaç dakika oturduktan sonra gelinin getiren kız kardeşi kaynanadan izin ister ve gelini dışarıya çıkarır ve eğlence başlar. Gelen kadınlar o gece orda kalır. Sabah kahvaltı yapıldıktan sonra geline bahşiş toplanır, gelinde gelen misafirlere yılardır yaptığı çeyizinden yazmaları verir, böylece nışan faslı biter . Birkaç hafta sonra erkeğin babasıyla kızın babası bir araya gelerek düğün gününü kararlaştırırlar. Düğün gününden bir gün önce erkek tarafından belirlenmiş birkaç kişi, bunlar iki erkek bir kadın kadına damadın yengesi denir, yenge giderken kınada ki malzemeleri de beraberimde götürür. Bu malzemeler: mumlar,elle hazırlanmış pasta, pastanın üzerinde yine ele hazırlanmış kuru pastalarla süslenir. Bu süslemeler gelin ve damadın baş harfleri ay ve yıldıza benzetilmiş kuru pastalardan olur . O gece gelinin giyeceği elbiseler götürülür ve bunun yanında yolluk denilen malzemelerdir. Bu mal,zemeler kızın akrabalarına götürülen hediyelerdir. Kına eğlencesi yapılırken gelin bir sandelyeye oturtulur gelinin arkadaşları getirilen pastayı gelinin başında kesmek için yengeden bıçak isterler yenge bıçağı verir ama bu kez de bıçak kesmez tabi bahşiş alınınca bıçak keser gelinin başında türküler söyleyerek pastayı keserler ve ardından kınayı ezmek için yengeden su isterler, yenge küçük bir şişenin içinde getirdiği suyu verir, yapılan kınayı gelinin eline koymak isteyince gelin avucunu açmaz açılmayan avuca bir Reşat altını konulur ve avuç açılır yapılan kına Reşat altınıyla beraber avuç içine konur ve ardından bir tepsi içerisinde mumları yakarlar ;arkadaşları yakılan mumlarla beraber gelinin etrafında dönerek türkülerle beraber oynarlar bu eğlence belirli bir saatten sonra sona erer Sabah olunca erkek tarafında büyük bir telaşla hazırlık başlar. Sabah erken makar olarak belirlenen erkek tarafının dost ve yakınları atlar eşliğinde erkek evine toplanırlar. Kapının önünde toplanan makar davul zurna eşliğinde beli bir zaman oynarlar. Tüm davetliler toplandıktan sonra gelini almak için kız evine atlar eşliğinde giderler bu arada gelini getirmek için atların en iyisi hazırlanır güzelce süslenir . Gelinin evine varıldığında atlar komşular tarafından ahırlara alınır, misafirler misafir odasına alınırlar, gelen misafirlere kahve ikram edilir . öğle yemeği verilir birkaç saat sonra gelini almak için sağdıcı ve kaynata gelinin olduğu odaya giderler gitikleri zaman kapı açılmaz gelini hazırlayan arkadaşlar bahşiş isterler , bahşiş alındıktan sonra gelinin yanına kaynatası gider ve gelini dışarı çıkarır kapıdan çıkmadan önce gelinin kardeşi beline altın veya gümüşten yapılmış bir kemer bağlar. Bu kemeri kaynatası verir bağlarken kemer gelmiyor deyip yine bahşişi kopartır. Kemer bağlandıktan sonra gelini dışarıya çıkartmak ister fakat kapı kilitlenmiştir. Tekrar kapıyı açtırmak için arkadaşları bahşiş alırlar. Böylelikle gelini dışarıya çıkarırlar gelin babası anasıyla görüştükten sonra ata biner gelinle beraber , gelinle gelen bir yenge ve damadın yengesi de atlara bindirilir önde damadın yengesi ortada gelin ve arkada gelinin yengesi bulunur gelin hareket etiğinde damadın sağdıcısı erkek evine gizlice kaçmak ister eğer yakalanırsa bahşişi verir, yakalanmasa bahşişden kurtulur Gelin evinin önünde mahallenin gençleri tarafından yola bir masa kurulur; masada dört genç bulunur, gençler bahşiş almadan yoldan kalkmaz bahşiş kaynatadan alınır. Biraz ilerledikten sonra mahallenin delikanlıları tarafından tekrar kesilir bu kes gelinin atını önüne bir koç getirilir. Eğer gelin onu eğilerek attan inmeden atın sırtına koçu alırsa kaynatasını koçun parasını vermekten kurtarır alamasa kaynatası koçun parasını verir. Böylelikle mahalleden çıkılır biraz ilerledikten sonra mola verilir, mola verilen yerde davul zurna eşliğinde oynanır. Bu molada yengelerden yenge ketesi istenir keteler yenildikten sonra sağdıcıdan da sigara istenir bu molada papağa gidecek atlı gençler papağa atları sürerler birinci giden at düğünün aşçısına parolayı söyleyerek aşçıdan hazırladığı şişi kazanıyor; birinci ve ikinci üçüncü olan atlara , namer denilen kumaşları bağlar ve tekrar düğün alayını karşılamak için geri giderler . Düğün alayı kapıya gelir kızın tarafından gelen akrabaları gelini indirmeden gelin için kaynana tarafından verilecek damızlık isterler bu genelde inek veya öküz olur getirilen öküze kızın kardeşi nışan vurur ve tekrar bir koç isterler bu koç kız tarafına hediye edilir. Kız tarafı da hediye edilen koçu geline hediye eder. Gelin attan inmeden damatla sağdıcı çatıya çıkarak gelinin başından şeker bozuk para ve çerez atarlar. Gelini attan indirmek için gelinin atının yanına bir kazanı ters çevirerek koyarlar ve bu kazanın üzerine kaşık konulur gelin attan inerken bu kaşığa basarak kırar. Gelin yengeler tarafından eve giderken eşiğin önüne geldiğin de bal dolu tabakla biri bekler, gelinin elini bala batırarak eşiğin üzerine balı sürer ve içeriye girer. Daha önceden belirlenen yere götürülür yengeler oturur .Gelin ise ayakta kalır gelini oturtmak için kaynana bir kapaklı tabakla beraber kaynana gelir geline sana oğlumu bağışladım otur der böylelikle gelin oturur. Geline görümcesi tarafından bir bardak şerbet getirilir; yarısını geline içirilir yarısını da damada götürülür. Gelen makarı ayrı bir odaya alırlar makara ve gelen misafirlere kahve ikram edilir. Kahve verildikten sonra akşam yemeyi verilir. Davul zurna eşliğinde gece geç saatlere kadar eğlenilir. Eğlence bittikten sonra gelini gerdek odasına götürürler böylelikle daha önce beklide hiç görmedeği damadı orada görür. Sabah olduğunda damadın ve gelinin bulunduğu odanın önünde davul ve zurna ile uyandırılır Damat kapıdan bahşişi verir arkasından gelinin ve damadın yengeleri gelir; gelini tekrar süslerler yüzüne vala örterler eğlence yerine götürülür. Bir zaman eğlendikten sonra toplanan makarı bir odaya toplarlar burada belirlenen bir miktar para toplanır karşılında yün çorap verilir. Makar’ın görevi bitikten sonra gelinin yüzünü açmak için gelini ve yengeleri düğün topluluğunun bulunduğu yerde sandalyelere oturtulur ve gelinin yüzünü açmak için sağdıcı çağrılır sağdıcı elinde bir bıçak ile gelirken tam içeriye girecegi yerde ayağım burkuldu gelemiyorum der; gelinin yengesinden bahşişi alır. Gelinin yanına gelir topluluğa dönerek sorar;çok gezmesin diye ayağını mı keselim yoksa ;çok konuşmasın diye dilinimi keselim. Toplulukta hiçbirini kesme aç derler. Sağdıcı bıçağın ucuyla valayı açmak ister açacağı zaman gelinin yengesi valayı tutar açılmıyor der ve sağdıcıdan bahşişini alır bahşişi aldıktan sonra gelinin yüzünü açar. Eğlence belirli bir saate kadar devam eder. Böylece düğünün sonuna gelinir. BU BİZİM ESKİ DÜĞÜNLERİMİZDEN YANSITIĞIMIZ UNUTULAN ÖRF VE ADETLERİMİZ Dİ . NE DERSİNİZ BELKİ YİNE DÖNÜLÜR O ADETLERE KİM BİLİR
|